• DOLAR
    %-0,11
  • EURO
    %0,13
  • ALTIN
    %0,07
  • BIST
    %-1,55
Kalınca: Dönemsel kriz ve gerilimleri geride bırakıp yeni normalleşme adımları atmayı önemsiyoruz

Kalınca: Dönemsel kriz ve gerilimleri geride bırakıp yeni normalleşme adımları atmayı önemsiyoruz


Kalınca, Kriter Mecmua’ye verdiği röportajda, SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Kovid-19 salgınının tüm dünya benzer biçimde Türkiye’yi de etkilediği hatırlatılarak, salgın sonrası dünya düzenine ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üstüne Kalınca, salgının, dünya sisteminin kırılganlığını ortaya koyarken, internasyonal dayanışmanın önemini de hatırlattığına işaret etti.

Küresel problemler ve sınamaların, küresel çözümler ve dolayısıyla küresel dayanışma gerektirdiğini, sadece bunun pratikte fazlaca fazla bir karşılığının olmadığını ifade eden Kalınca, Türkiye benzer biçimde birkaç ülke haricinde egoist davranmayan ve dünya problemlerine global bakan ülke sayısının fazlaca azca bulunduğunu belirtti.

Salgının başından aşıya erişime kadar her alanda tek taraflı ve hiyerarşik ilişkilerin öne çıktığına işaret eden Kalınca, gerçek manada küresel bir görüş açısı, samimi bir dayanışma ruhuyla ve uzun vadeli bir perspektifle fazlaca mühim dersler çıkartarak, mevcut küresel sistemin arızalarının bir nebze de olsa onarım edilebileceğini dile getirdi.

Her insanın çıkarının, güvenliğinin, refahının ve istikrarının birbirine bağlı olduğu bir dünyada yaşadıklarına dikkati çeken Kalınca, şu şekilde devam etti:

“Salgından yasa dışı göçe, terörle mücadeleden bölgesel çatışmalara ve savaşlara kadar her problem alanı, ulusal olanak ve kabiliyetlerimizi küresel bir bakış açısıyla ve dayanışma ruhuyla tahkim ve takviye etmemiz icap ettiğini söylüyor. Millet-devlet yapılarının alışılagelmiş refleksleriyle hareket edersek ne tehditleri bertaraf etmemiz ne de yeni fırsatları değerlendirmemiz mümkün. Biz Türkiye olarak ulusal yeterlilik ve dayanıklılığımızı artırırken, bölgesel ve küresel iş birliğine ve ittifaklara ehemmiyet vermeye devam edeceğiz.”

“MERKEZ GÜÇLER KONFOR ALANLARINDAN ÇIKMAK İSTEMİYOR”

Salgın sonrasında dünya düzeninin değişeceğine yönelik değişik tartışmaların yaşandığının hatırlatılması üstüne ise Kalınca, merkez güçlerin konfor alanlarından çıkmak istemediklerini bildirdi.

Kalınca, “Bu devrin öncü oyuncuları büyük balıklar değil akıllı ve süratli hareket edebilen balıklar olacak. Fakat bu savaşım sürerken içinde yüzdüğümüz denizin giderek toksik hale gelmesine hep beraber dur demek zorundayız. Cumhurbaşkanımız, ‘dünya beşten büyüktür’ ve ‘daha adil bir dünya mümkün’ derken, bu temel noktaya dikkat çekiyor. Her insanın bir tek kendini düşündüğü ve ötekini yok saydığı -yahut yutmak istediği- bir dünyada seviye, hakkaniyet, erdem ve sulh değil orman kanunu hakim olur.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

Türkiye’nin yeni dönemde iyi mi bir dış siyaset perspektifine haiz olması gerektiğine ilişkin bir sual üstüne Kalınca, Türkiye’nin dış politikaya 360 aşama perspektifinden bakan bir ülke bulunduğunu söylemiş oldu.

Kalınca, “Parçası olduğu coğrafya, zamanı birikimi, stratejik öncelikleri, karşı karşıya olduğu bölgesel tehditler ve hepimiz benzer biçimde etkilendiği küresel meydan okumalar, Türkiye ile dünya arasındaki birlikteliğin her düzeyde ve her manada dinamik ve fazlaca boyutlu olmasını mecburi kılıyor. Türkiye ne millilik adına kendini dünyaya kapatabilir ne de küreselleşme adına kendi yerli ve ulusal duruşundan vazgeçebilir. Tüm sorun, tüm mühim ve asli meselelerde olduğu benzer biçimde altın oranı bulmak.” ifadelerine yer verdi.

İmam Gazali’nin “Haddini aşan, zıddına döner” sözlerini hatırlatarak, bu ilkenin kendilerine her alanda yol göstermeye devam ettiğini vurgulayan Kalınca, “Yerlilik ve milliliği, dünyaya kapanmak ya da Türkiye’yi tek bir blokun eylemsiz ve muti bir üyesi haline getirmek olarak anlarsanız, dünyayı ıskalarsınız. Bizim süre ve mekan tasavvurumuzun derinliği, buna esasen müsaade etmez.” görüşünü paylaştı.

Dünyaya Anadolu topraklarından bakan bir şahıs Semerkand’dan Saraybosna’ya, Kudüs’ten Marakeş’e kadar uzanan coğrafyayı göz hizasında ve derhal yanı başlangıcında göreceğini, bunu yok sayarak strateji geliştirilemeyeceğini belirten Kalınca, “Fakat aynı şekilde küreselleşme adına Türkiye’ye yersiz-yurtsuz ve köksüz bir liberal ütopya dayatmaya çalışırsanız gene yanılırsınız. Zira küreselleşme din, millet, kültür, tarih ve uygarlık benzer biçimde ilinti unsurlarını ortadan kaldırmadı. Tersine onları daha kuvvetli referanslar haline getirdi. Altın oran, bu yapılar ve düzlemler arasındaki bağlantıları, geçişkenlikleri, etkileşimleri doğru bir zemine oturtmakla bulunabilir.” ifadesini kullandı.

“BATI DÜNYASI DIŞINDA ÖNEMLİ ANGAJMANLARIMIZ VAR”

Kalınca, Türkiye’nin kendi süre ve mekan tasavvuru ve güç projeksiyonuyla bunu hayata geçirmeye çalıştığına dikkati çekerek, “NATO’nun kuvvetli bir müttefiki olarak, Batı dünyası haricinde mühim angajmanlarımız var. AB ile üyelik müzakeresi yaparken ve Avrupa’yla ticaretimizi artırmamız, Afrika’yla ilişkilerimizi derinleştirmeye engel değil. Orta Asya Türk Cumhuriyetleriyle haiz olduğumuz kuvvetli bağlar, Rusya’yla iyi ilişkiler kurmamıza engel değil.” görüşlerine yer verdi.

Türkiye’nin mücavir coğrafyasında ciddi jeopolitik boşluklar ve meydan okumaların ortaya çıkmış olduğu, Türkiye’nin de meydan okumalara mukabele etmek için ciddi bir çaba gösterdiği hatırlatılarak, “Bölgesel politikalar açısından sizce bu dönem geride kaldı mı” şeklindeki suali ise Kalınca, şu şekilde yanıtladı:

“Bölgesel problemler ve krizler devam edecek görünüyor. Fakat eş zamanlı olarak Türkiye’nin bu krizlere yumuşak ve sert güç kullanarak müdahale etme ve methaldar olma olanak ve kabiliyetleri de her gün artıyor. Suriye krizinde Türkiye sınır güvenliğini sağlamak, terör örgütlerine karşı savaşım etmek ve yeni göç akınlarını önlemek için muhteşem bir savaşım veriyor ve bunu bir çok süre kendi imkanlarıyla yapıyor. Bunu tek başına yapmak zorunda kalması, politikanın haklılığını ortadan kaldırmıyor.”

Kalınca, Suriye özelinde Türkiye’nin, ABD, Rusya ve İran benzer biçimde ülkelerle ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğunu, her insanın kendi jeopolitik gündemini, Suriye üstünden bölgeye ve küresel siyasete empoze etmeye çalıştığını altını çizdi.

“TÜRKİYE’NİN BÖYLE BİR LÜKSÜ YOK”

Türkiye’nin ise hem Cenevre hem de Astana platformları üstünden küresel iş birliği yapılması gerektiğinde ısrarcı olduğunu belirten Kalınca, şu değerlendirmelerde bulunmuş oldu:

“Türkiye sulh, güvenlik, istikrar ve refah kavramlarına geniş bir zaviyeden bakmak zorunda. Körfez krizinden Libya’ya, Karabağ Savaşı’ndan Doğu Akdeniz’e kadar bizi bilhassa ilgilendiren bölgesel gelişmelere bigane kalmamız söz mevzusu değil. Siz yok saymaya çalışsanız da bu problemler, eğer zamanında ön almazsanız, gelir kapınıza dayanırlar fakat bu sefer siz hazırlıksız yakalanırsınız. Türkiye’nin bu şekilde bir lüksü yok. Dolayısıyla 2022’de ve 2023’e giden süreçte Türkiye ön alıcı bir dış siyaset perspektifiyle ulusal olanak ve kabiliyetlerini artırırken, bölgesel ve küresel ittifaklarını da güçlendirmeye devam edecek.”

TÜRKİYE İLE ABD ARASINDAKİ SORUNLAR

Türkiye ile ABD arasındaki sorunların kaynağını iyi mi tanımladığı ve sorunların üstesinden gelmek için tarafların hangi adımları atmaları gerektiğine ilişkin soruya ise Kalınca, ABD’nin Türkiye algısında ciddi problemler bulunduğunu aktardı.

Türkiye’nin ABD dahil hep beraberce aynı göz hizasında, eşit, adil ve saydam bir ilişki oluşturmayı talep ettiğine işaret eden Kalınca, her ülkenin kendi çıkarlarını önceleyeceğini sadece ulusal çıkarlarını fazlaca dar ve egoist bir zeminde tanımlayan ülkelerin temel ve uzun vadeli çıkarlarını tehlikeye atacağını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalınca, şu düşünceleri dile getirdi:

“ABD’den temel beklentilerimiz, Suriye’de PKK’nın kolu olan PYD ve YPG’ye desteğini kesmesi, S-400’ler mevzusunda gerçekçi ve yapıcı bir tutum alması ve FETÖ’ye karşı kesin ve netice alıcı adımlar atması. Doğu Akdeniz benzer biçimde mevzularda da ABD yönetiminin ve Kurultay’nin makul, yansız bir tutum içinde olması gerekir. Belli lobilerin ve çıkar gruplarının tesiri altında inşa edilen Türkiye politikalarının hiç kimseye faydası yok. Türkiye’nin hiçbir lobinin ve çıkar grubunun baskısına boyun eğmeyeceğini her insanın bilmesi gerekir. Türkiye’nin ulusal güvenlik tehditlerini dikkate almayan bir politikanın uygulanma şansı esasen yok.

ABD ile ortak ve pozitif bir gündem oluşturmak için şu anda yeni bir mekanizma üstünde çalışıyoruz. Stratejik bir bakış açısıyla ve yapıcı bir tutumla sorunları daha yönetilebilir hale getirebiliriz. Bu da bizlere mutabık olduğumuz alanlarda daha yakın emek verme imkanı sağlar. Tüm bunlar için stratejik bakış açılarımızın örtüşmesi için daha köklü adımların atılması gerekiyor.”

ABD’NİN SURİYE POLİTİKASI, F-35 VEYA 5-16 TEDARİKİ

ABD’nin Suriye politikası, F-35 yada F-16 tedariki mevzularına ilişkin sual üstüne Kalınca, “ABD’nin Suriye politikası Obama döneminden beri büyük bir hata ile malul.” karşılığını verdi.

Kalınca, bu durumun başlangıçta bir terör örgütünü bir başka terör örgütüyle bertaraf etme yaklaşımı bulunduğunu, sadece DEAŞ’ın büyük oranda etkisiz hale getirilmesinden sonrasında bu politikanın, Suriye’de Rusya ve İran’a karşı yer kapma çabasına evrildiğini beyan etti.

İbrahim Kalınca, “ABD bunu, işine gelirse hep beraberce her antak kalma hayata geçirmeye hazır, Türkiye’nin düşmanı bir erkek oyuncu üstünden hayata geçirmeye çalışıyor. Bu siyaset orta ve uzun solukta kaybetmeye mahkum. Bunun haricinde Suriye savaşının bitirilmesine ve krizin sonlandırılmasına, mültecilerin ülkelerine güvenli, onurlu ve gönüllü bir halde dönmelerini sağlayacak bir görüş açısı yok. Rusya ve İran’la girilen güç mücadelesinin sahnesi Suriye ve mağdurları Suriye halkı olmamalı. Bu bir siyaset değil. Fena bir taktik bir tek. Bu görüş açısı değişirse sahada pek fazlaca şey değişebilir.” yorumunda bulunmuş oldu.

Aynı şeyin F-35 mevzusunda da geçerli bulunduğunu belirten Kalınca, “CAATSA yaptırımlarının amacı Rusya’yı cezalandırmak deniyor. Fakat ABD yönetimi bunu işine geldiği süre uyguluyor, işine gelmediğinde istisnalar yapıyor. Rusya’nın Avrupa’ya gaz, Hindistan’a S-400 satmasına ses çıkartamıyor. Devamlı istisnalar yapıyor. Oysa bu yaptırımlar tablosunda şu ana kadarki tek kural dışı Türkiye ve bu stratejik bir hata. Temel sorun ABD’nin Rusya ve Çin’le iyi mi bir ilişki kuracağı mevzusunda, stratejik netlikten yoksun olması.” ifadesini kullandı.

YENİ NORMALLEŞME ADIMLARI

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalınca, 2022’de Doğu Akdeniz, Türkiye-Yunanistan ilişkileri ve Şimal Afrika benzer biçimde mevzulara ilişkin öngörülerinin sorulması üstüne, şu yanıtı verdi:

“2022 bölgesel yeni açılımların olduğu ve normalleşme adımlarının hızlandığı bir yıl olacak. Biz, bizlere el uzatan kimsenin elini havada bırakmayız. Bizlere doğru dostane bir adım atana biz iki adım atarız. Dönemsel kriz ve gerilimleri geride bırakıp yeni normalleşme adımları atmayı önemsiyoruz. Son dönemde Mısır ve BAE ile atılan adımları bu çerçevede değerlendiriyoruz. Bunu başka adımlar da izleyebilir. Tüm bunların ulusal çıkarlarımıza, bölge vizyonumuza ve küresel barışa katkı veren adımlar olduğuna inanıyoruz.”

Türkiye’nin dış ve güvenlik politikası ortamı açısından genel olarak 2021 yılı değerlendirmesi ve 2022’ye ilişkin öngörülerinin sorulması üstüne Kalınca, küresel salgın ve naturel afetler itibarıyla 2021’nin nispeten zor bir yıl bulunduğunu hatırlattı.

Yasadışı göç ve terörle mücadelede, Türkiye dahil pek fazlaca ülkenin enerjisini ve dikkatini yoğunlaştırmak zorunda kalmış olduğu problemler bulunduğunu vurgulayan Kalınca, tüm bu zorluklara karşın Türkiye’nin ekonomik performansıyla dış tecim ve gelişme rakamlarıyla sınır güvenliği ve bölgesel konulardaki yaklaşımlarıyla mühim avantajlar elde ettiğini anımsattı.

Kalınca, 2022’nin son iki senenin küresel etkilerinin devam etmiş olduğu bir yıl olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Türkiye, her alanda kendi olanak ve kabiliyetlerini artırırken, ittifak ilişkilerini de güçlendirmeye devam ediyor. Bu denge politikası, krizlerin çözümünde elimizi güçlendirecektir. Yeni açılımlar ve normalleşme adımları bölgesel ve küresel duruşumuzu sağlamlaştıracak diye düşünüyorum. Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika bölgeleriyle olan kuvvetli bağlarımız daha çok derinlik kazanacak.

Türkiye’nin bu stratejik konumlanmasının önümüzdeki 10 yılda da geçerliliğini koruyacağını düşünüyorum. İçeride ekonomisi kuvvetli, ihracatını devamlı artıran, ilk nükleer santralini devreye almış, yerli elektrikli otomobiline binmeye başlamış, Cumhuriyet’in yüzüncü yılına kuvvetli, gururlu ve öz güvenli bir halde hazırlanan bir Türkiye, bölgesel ve küresel mevzularda kilit bir erkek oyuncu olmaya devam edecek.” (AA)

thumbs_b_c_a18c47c598d4bf96cce7d0f303632f01

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Kahreden olay! Annenin çığlıklarına koştular: Baba ve iki çocuğu ölü bulunduKahreden vaka! Annenin çığlıklarına koştular: Baba ve iki evladı ölü bulunmuş oldu
Kesintisiz bir gece uykusu için yeni Orkid Ultra Gece Extra PlusKesintisiz bir gece uykusu için yeni Orkid Ultra Gece Extra Plus
Ali Babacan'dan TÜİK'in enflasyon rakamına tepkiAli Babacan’dan TÜİK’in enflasyon rakamına tepki




Kaynak: webhane.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

mega888 apk